bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort eskişehir escort bayan bayan escort istanbul istanbul bayan escort mecidiyeköy escort istanbul bayan escort izmit escort istanbul bayan escort fatih escort bayan escort kayaşehir escort konya ktunnel
Bugun...



Aile içi sorunlar boşanmalar da bir terör!
Tarih: 10-12-2018 19:14:38 Güncelleme: 15-12-2018 21:34:38 + -


İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Arslan: Yılda 130 bin boşanma yaşanıyor, bu aslında bir terör Aile içi sorunlar boşanmalar da bir terör! İnsan haklarında ciddi bir samimiyetsizlik olduğunu belirten TİHEK Başkanı Süleyman Arslan “Aile toplumun atom parçası, bunu koruyamazsak geleceğin sahipleri gençler uyuşturucu ve teröre bulaşıyorlar.” dedi. "Boşanma oranları çok yüksek. Yıllık 500-600 bin evlilik, 130 bini aşan boşanmalar yaşanıyor. Boşanma oranları Türkiye'de yüzde 20'leri aştı. Bu

facebook-paylas
Tarih: 10-12-2018 19:14

Aile içi sorunlar boşanmalar da bir terör!

İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Arslan:

 

Yılda 130 bin boşanma yaşanıyor, bu aslında bir

 

terör

 

Aile içi sorunlar boşanmalar da bir terör!

İnsan haklarında ciddi bir samimiyetsizlik olduğunu belirten TİHEK Başkanı Süleyman Arslan “Aile toplumun atom parçası, bunu koruyamazsak geleceğin sahipleri gençler uyuşturucu ve teröre bulaşıyorlar.” dedi.

"Boşanma oranları çok yüksek. Yıllık 500-600 bin evlilik, 130 bini aşan boşanmalar yaşanıyor. Boşanma oranları Türkiye'de yüzde 20'leri aştı. Bu 130 bin ailede huzursuzluk anlamına gelir. Bu eşlerin, çocukların, annelerin, babaların, akrabaları da kattığınız zaman ciddi huzursuzluk içinde olduğumuzu gösterir. Bu aslında bir terördür, çocuk hakkı ihlalidir. Bunlar çok ciddi can yakıyor. Bu, çocuklar sevgisiz büyüyor demektir. Çocuklar, duygu boşluğu yaşıyor, kontrolsüz kalıyor demektir."

'ARTIK AİLELERİ TELEVİZYONLAR EĞİTİYOR, TOPLUM PARÇALANIYOR'

İnsan hakları eğitiminin büyük bir eksiklik olduğunu kaydeden Arslan, "Eğitim ne yazık ki üniversiteyi kazanmaya odaklı. Aile korunamıyor. Aile toplumun atom parçası, bunu koruyamazsak gençler uyuşturucuya ve teröre daha çabuk bulaşıyorlar. Artık aileleri televizyonlar eğitiyor, toplum parçalanıyor. Bu konularda Aile Bakanlığı'nın da gerekli çalışmaları yaptığını düşünmüyorum" dedi.

 

'6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesi Kanunu'na atıfta bulunan Arslan, "Bu kanun, ailenin korunması diye başlıyor. Ama bu kanunun içinde ailenin korunması yok. Bu konuda bizde kurum olarak ne yapılabilir bakacağız. Ya bir alt düzenleme çıkarılmalı ya da ailenin korunması ifadesi düzenlemeden çıkarılmalıdır" ifadesini kullandı.

Aile içi sorunlar  boşanmalar da bir terör!

 

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı Süleyman Arslan, 6-7 Aralık’ta İstanbul’da 20’nin üzerinde ülkenin katılımıyla gerçekleşen “İnsan Hakları Zirvesi” nde konuştu.

Süleyman Arslan, insan haklarında ciddi bir samimiyetsizlik olduğunu, konuyla ilgili 2 gün süreyle tüm detayları irdeleyeceklerini kaydetti.

İnsan hakları noktasında tüm dünyanın gündemine gelen Kaşıkçı olayını bu alanda artık “sembolik bir olay” olarak niteleyen Arslan, “Bu doğrudan devlet başkanlarının içinde olduğu bir olay. Bunda sadece Prens Selman yok. Onu koruyanlar var karşı çıkanlar var, her devlet bu konuyla ilgili durumda. Kaşıkçı’nın gazeteci kimliği var, basın hürriyeti var. Öbür taraftan yaşam hakkı var. İnsan hakları konusundaki en trajik olaylardan biri. Olayın, zaman içinde aydınlanmasını umut ediyoruz” dedi.

BİR YERDE ZULÜM VARSA O ÖRTÜLEMEZ

Arslan, bu konuya kayıtsız kalmamamız gerektiğinin altını çizerek, şunları söyledi:
“Devlet başkanlarının tavırları halkların fikirlerine yansıyor. İnsan hakları bir medeniyet göstergesidir. İnsan haklarına saygılıysa onlar gelişmiştir. Saygı göstermiyor menfaatleri için bundan vazgeçiyorlarsa aslında kendi medeniyetlerinden değerlerinden insani değerlerinden vazgeçiyorlar demektir. Böyle bir olayda devlet başkanlarının herkesten daha hassas olması gerekir. Eğer siz benim şu kadar menfaatim var diye bilinen bir olayı örtbas ediyorsanız o zaman siz de bu olayın ortağı olursunuz. İsterseniz hiç içinde talimatınız olmasın. Bir yerde zulüm varsa o örtülemez, razı olunamaz. Dolayısıyla bu konuda devletlerin hassas olması gerekiyor. Ben Cumhurbaşkanımızın duruşunu destekliyorum. Bu işin talimatını kim verdiğinin araştırılıp bulunması gerekiyor. Benim beklentim şu özellikle veliaht prens üzerinde ithamlar var. Özellikle onun bu olayın üzerine gitmesi ve sorumluları ortaya çıkarması gerekir. Bütün sorumlular da kendi ülkesindedir. Bunun için de Türkiye ile işbirliği yapması gerekir. Türkiye bunu bulamasa bile o çok rahat şekilde oradakileri alır ve o cesedin nerede olduğunu ne olduğunu öğrenir. Bunu yapabilecek en önemli kişi odur. Cesedin akıbetini ortaya çıkarma sorumluluğu da var. Onu açığa çıkarmazsa bu konuda soruşturmayı eksik yapıyor demektir. Herkesten fazla onun o cesede ne olduğunu merak etmesi tüm dünyayı aydınlatması gerekir. Konuyu izliyoruz.”

“AİLE İÇİ SORUNLAR, BOŞANMALAR DA BİR TERÖR”

Süleyman Arslan, insan haklarının temelinde aile içi sorunların bulunduğunu, bu sorunu gidermeden bataklığı kurutmanın imkânsız olduğunu dile getirdi.

Ailenin cemiyetin temeli olduğunu, herkesin bu hakkın korunmasıyla yükümlülüğü bulunduğunu kaydeden Arslan, şöyle devam etti:

“Aile korunmadığı zaman bu sorunlar ortaya çıkıyor. Cezaevleri, suç oranları artıyor. Boşanma oranları çok yüksek. Yıllık 500-600 bin evlilik, 130 bin de boşanma var. Yüzde 20’leri aştı boşanma oranı. Bu 130 bin ailede huzursuzluk anlamına gelir. Eşler, çocuklar, onların anne babaları akrabaları ciddi huzursuzluk içinde. Bu aslında bir terör. Bunlar çok ciddi can yakıyor. Bunlar çocuk hakkı ihlali demektir, çocuklar sevgisiz büyüyor demektir. Duygu boşluğu yaşıyor, kontrolsüz kalıyor demektir. Türkiye’nin en büyük sorunu insan hakları eğitimidir. Eğitim ne yazık ki üniversiteyi kazanmaya yönelik. Aile korunamıyor. Aile toplumun atom parçası, bunu koruyamazsak gençler uyuşturucu, teröre bulaşıyorlar. Önceden bizim evler geniş aileydi. Bu konuda Aile Bakanlığının da gerekli çalışmaları yaptığını düşünmüyorum. Şimdi 6284 Sayılı Ailenin Korunması Kanu. Bu kanuna baktım. Bu kanun ailenin korunması diye başlıyor. Ama bu kanunun içinde ailenin korunması yok. Bu konuda bizde kurum olarak ne yapılabilir bakacağız.”

Arslan, yaşlılık yaşının 65’den 75 yaşa çıkarılması ile ilgili bir soruya ise, “Yaşlılığın yaşla değil de sağlıklı yaşamla eşdeğer olduğunu düşünüyorum. Düzenleyeceğimiz zirvede de gündem konumuzu burada dile getirmek isterim ‘sağlıklı beslenme’; daha önce Cenevre’de de tartışılan bir konu oldu. Sağlıklı yaşlanmak konusu önemli ancak tabi devletler ekonomiyi öne sürerek bu sağlıklı beslenme sağlıklı yaşam konusunu arka planda tutuyorlar. Önemli olan sağlıklı yaşlanmak, bu bir haktır. Ülkelerde en ciddi sorunlardan bir tanesi çocuk hakları sürekli gündemde ancak savaştan kaçamayan yaşlıları hiç gündeme getirmiyoruz. Yine dünyada en çok aile içi şiddet konularından biriside aile içi yaşlılara yönelik şiddet. Genelde kadına yönelik şiddetten bahsediyoruz ancak yaşlılara yönelik şiddeti göz ardı ediyoruz. Bu İnsan hakları görevidir ve bu sorumluluk sadece devletlerin değildir. İnsan haklarını koruyup geliştirmek devletlerin yanı sıra toplumun ve bireylerin görevidir. Bu eğitim de aile içinde başlar. Aile içinde insan hakları kuralları bireylere aşılanmadığı sürece ilerleyen yaşlarda önlerine yasal prosedürler sunulsa da etkili olmaz.” cevabını verdi.

“ŞİDDET KÜLTÜRÜNÜN KADINI ERKEĞİ YOK”

“Şiddet kültüründen uzaklaşmamız gerekiyor. Çözüm olarak, sorunlara odaklanmadan iyi hedeflere yönlenmemiz gerekiyor. Bu nedenle nezaket yaraşır demek doğru. İnsani değerlere sahip olan insanların şiddet uygulaması mümkün değil. Bu kültür bize bulaştı ve nasıl uzaklaşmamız gerektiğine odaklanmak gerekiyor. Ciddi çalışmalar yapılarak çözüme ulaşmak ve bir bütün olarak şiddeti değerlendirmek gerekir. Özel ve tüzel kişilerin yaptığı ve kanun temellerine dayalı ayrımcılıkları değerlendiriyoruz. Sonrasında ya uzlaştırıyoruz uzlaşma gerçekleşmez ise kanun çerçevesinde ayrımcılığın türüne göre 15 bin TL ve üzeri para cezası uyguluyoruz.”




Kaynak: TİHEK,

Editör: ademçevik



Etiketler : Aile içi sorunlar boşanmalar da bir terör! İnsan haklarında ciddi bir samimiyetsizlik olduğunu belirten TİHEK Başkanı Süleyman Arslan “Aile toplumun atom parçası bunu koruyamazsak geleceğin sahipler Aile içi sorunlar boşanmalar da bir terör! İnsan haklarında ciddi bir samimiyetsizlik olduğunu belirten TİHEK Başkanı Süleyman Arslan “Aile toplumun atom parçası bunu koruyamazsak geleceğin sahipleri gençler uyuşturucu ve teröre bulaşıyorlar.” dedi. 'ARTIK AİLELERİ TELEVİZYONLAR EĞİTİYOR TOPLUM PARÇALANIYOR' İnsan hakları eğitiminin büyük bir eksiklik olduğunu kaydeden Arslan "Eğitim ne yazık ki üniversiteyi kazanmaya odaklı. Aile korunamıyor. Aile toplumun atom parçası bunu koruyamazsak gençler uyuşturucuya ve teröre daha çabuk bulaşıyorlar. Artık aileleri televizyonlar eğitiyor toplum parçalanıyor. Bu konularda Aile Bakanlığı'nın da gerekli çalışmaları yaptığını düşünmüyorum" dedi. '6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesi Kanunu'na atıfta bulunan Arslan "Bu kanun ailenin korunması diye başlıyor. Ama bu kanunun içinde ailenin korunması yok. Bu konuda bizde kurum olarak ne yapılabilir bakacağız. Ya bir alt düzenleme çıkarılmalı ya da ailenin korunması ifadesi düzenlemeden çıkarılmalıdır" ifadesini kullandı. Aile içi sorunlar boşanmalar da bir terör! Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı Süleyman Arslan 6-7 Aralık’ta İstanbul’da 20’nin üzerinde ülkenin katılımıyla gerçekleşen “İnsan Hakları Zirvesi” nde konuştu. Süleyman Arslan insan haklarında ciddi bir samimiyetsizlik olduğunu konuyla ilgili 2 gün süreyle tüm detayları irdeleyeceklerini kaydetti. İnsan hakları noktasında tüm dünyanın gündemine gelen Kaşıkçı olayını bu alanda artık “sembolik bir olay” olarak niteleyen Arslan “Bu doğrudan devlet başkanlarının içinde olduğu bir olay. Bunda sadece Prens Selman yok. Onu koruyanlar var karşı çıkanlar var her devlet bu konuyla ilgili durumda. Kaşıkçı’nın gazeteci kimliği var basın hürriyeti var. Öbür taraftan yaşam hakkı var. İnsan hakları konusundaki en trajik olaylardan biri. Olayın zaman içinde aydınlanmasını umut ediyoruz” dedi. BİR YERDE ZULÜM VARSA O ÖRTÜLEMEZ Arslan bu konuya kayıtsız kalmamamız gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi: “Devlet başkanlarının tavırları halkların fikirlerine yansıyor. İnsan hakları bir medeniyet göstergesidir. İnsan haklarına saygılıysa onlar gelişmiştir. Saygı göstermiyor menfaatleri için bundan vazgeçiyorlarsa aslında kendi medeniyetlerinden değerlerinden insani değerlerinden vazgeçiyorlar demektir. Böyle bir olayda devlet başkanlarının herkesten daha hassas olması gerekir. Eğer siz benim şu kadar menfaatim var diye bilinen bir olayı örtbas ediyorsanız o zaman siz de bu olayın ortağı olursunuz. İsterseniz hiç içinde talimatınız olmasın. Bir yerde zulüm varsa o örtülemez razı olunamaz. Dolayısıyla bu konuda devletlerin hassas olması gerekiyor. Ben Cumhurbaşkanımızın duruşunu destekliyorum. Bu işin talimatını kim verdiğinin araştırılıp bulunması gerekiyor. Benim beklentim şu özellikle veliaht prens üzerinde ithamlar var. Özellikle onun bu olayın üzerine gitmesi ve sorumluları ortaya çıkarması gerekir. Bütün sorumlular da kendi ülkesindedir. Bunun için de Türkiye ile işbirliği yapması gerekir. Türkiye bunu bulamasa bile o çok rahat şekilde oradakileri alır ve o cesedin nerede olduğunu ne olduğunu öğrenir. Bunu yapabilecek en önemli kişi odur. Cesedin akıbetini ortaya çıkarma sorumluluğu da var. Onu açığa çıkarmazsa bu konuda soruşturmayı eksik yapıyor demektir. Herkesten fazla onun o cesede ne olduğunu merak etmesi tüm dünyayı aydınlatması gerekir. Konuyu izliyoruz.” “AİLE İÇİ SORUNLAR BOŞANMALAR DA BİR TERÖR” Süleyman Arslan insan haklarının temelinde aile içi sorunların bulunduğunu bu sorunu gidermeden bataklığı kurutmanın imkânsız olduğunu dile getirdi. Ailenin cemiyetin temeli olduğunu herkesin bu hakkın korunmasıyla yükümlülüğü bulunduğunu kaydeden Arslan şöyle devam etti: “Aile korunmadığı zaman bu sorunlar ortaya çıkıyor. Cezaevleri suç oranları artıyor. Boşanma oranları çok yüksek. Yıllık 500-600 bin evlilik 130 bin de boşanma var. Yüzde 20’leri aştı boşanma oranı. Bu 130 bin ailede huzursuzluk anlamına gelir. Eşler çocuklar onların anne babaları akrabaları ciddi huzursuzluk içinde. Bu aslında bir terör. Bunlar çok ciddi can yakıyor. Bunlar çocuk hakkı ihlali demektir çocuklar sevgisiz büyüyor demektir. Duygu boşluğu yaşıyor kontrolsüz kalıyor demektir. Türkiye’nin en büyük sorunu insan hakları eğitimidir. Eğitim ne yazık ki üniversiteyi kazanmaya yönelik. Aile korunamıyor. Aile toplumun atom parçası bunu koruyamazsak gençler uyuşturucu teröre bulaşıyorlar. Önceden bizim evler geniş aileydi. Bu konuda Aile Bakanlığının da gerekli çalışmaları yaptığını düşünmüyorum. Şimdi 6284 Sayılı Ailenin Korunması Kanu. Bu kanuna baktım. Bu kanun ailenin korunması diye başlıyor. Ama bu kanunun içinde ailenin korunması yok. Bu konuda bizde kurum olarak ne yapılabilir bakacağız.” Arslan yaşlılık yaşının 65’den 75 yaşa çıkarılması ile ilgili bir soruya ise “Yaşlılığın yaşla değil de sağlıklı yaşamla eşdeğer olduğunu düşünüyorum. Düzenleyeceğimiz zirvede de gündem konumuzu burada dile getirmek isterim ‘sağlıklı beslenme’; daha önce Cenevre’de de tartışılan bir konu oldu. Sağlıklı yaşlanmak konusu önemli ancak tabi devletler ekonomiyi öne sürerek bu sağlıklı beslenme sağlıklı yaşam konusunu arka planda tutuyorlar. Önemli olan sağlıklı yaşlanmak bu bir haktır. Ülkelerde en ciddi sorunlardan bir tanesi çocuk hakları sürekli gündemde ancak savaştan kaçamayan yaşlıları hiç gündeme getirmiyoruz. Yine dünyada en çok aile içi şiddet konularından biriside aile içi yaşlılara yönelik şiddet. Genelde kadına yönelik şiddetten bahsediyoruz ancak yaşlılara yönelik şiddeti göz ardı ediyoruz. Bu İnsan hakları görevidir ve bu sorumluluk sadece devletlerin değildir. İnsan haklarını koruyup geliştirmek devletlerin yanı sıra toplumun ve bireylerin görevidir. Bu eğitim de aile içinde başlar. Aile içinde insan hakları kuralları bireylere aşılanmadığı sürece ilerleyen yaşlarda önlerine yasal prosedürler sunulsa da etkili olmaz.” cevabını verdi. “ŞİDDET KÜLTÜRÜNÜN KADINI ERKEĞİ YOK” “Şiddet kültüründen uzaklaşmamız gerekiyor. Çözüm olarak sorunlara odaklanmadan iyi hedeflere yönlenmemiz gerekiyor. Bu nedenle nezaket yaraşır demek doğru. İnsani değerlere sahip olan insanların şiddet uygulaması mümkün değil. Bu kültür bize bulaştı ve nasıl uzaklaşmamız gerektiğine odaklanmak gerekiyor. Ciddi çalışmalar yapılarak çözüme ulaşmak ve bir bütün olarak şiddeti değerlendirmek gerekir. Özel ve tüzel kişilerin yaptığı ve kanun temellerine dayalı ayrımcılıkları değerlendiriyoruz. Sonrasında ya uzlaştırıyoruz uzlaşma gerçekleşmez ise kanun çerçevesinde ayrımcılığın türüne göre 15 bin TL ve üzeri para cezası uyguluyoruz. "Boşanma oranları çok yüksek. Yıllık 500-600 bin evlilik 130 bini aşan boşanmalar yaşanıyor. Boşanma oranları Türkiye'de yüzde 20'leri aştı. Bu 130 bin ailede huzursuzluk anlamına gelir. Bu eşlerin çocukların annelerin babaların akrabaları da kattığınız zaman ciddi huzursuzluk içinde olduğumuzu gösterir. Bu aslında bir terördür çocuk hakkı ihlalidir. Bunlar çok ciddi can yakıyor. Bu çocuklar sevgisiz büyüyor demektir. Çocuklar duygu boşluğu yaşıyor İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Arslan: Yılda 130 bin boşanma yaşanıyor bu aslında bir terör Aile içi sorunlar boşanmalar da bir terör! İnsan haklarında ciddi bir samimiyetsizlik olduğunu belirten TİHEK Başkanı Süleyman Arslan “Aile toplumun atom parçası bunu koruyamazsak geleceğin sahipleri gençler uyuşturucu ve teröre bulaşıyorlar.” dedi. "Boşanma oranları çok yüksek. Yıllık 500-600 bin evlilik 130 bini aşan boşanmalar yaşanıyor. Boşanma oranları Türkiye'de yüzde 20'leri aştı. Bu 130 bin ailede huzursuzluk anlamına gelir. Bu eşlerin çocukların annelerin babaların akrabaları da kattığınız zaman ciddi huzursuzluk içinde olduğumuzu gösterir. Bu aslında bir terördür çocuk hakkı ihlalidir. Bunlar çok ciddi can yakıyor. Bu çocuklar sevgisiz büyüyor demektir. Çocuklar duygu boşluğu yaşıyor kontrolsüz kalıyor demektir." 'ARTIK AİLELERİ TELEVİZYONLAR EĞİTİYOR TOPLUM PARÇALANIYOR' İnsan hakları eğitiminin büyük bir eksiklik olduğunu kaydeden Arslan "Eğitim ne yazık ki üniversiteyi kazanmaya odaklı. Aile korunamıyor. Aile toplumun atom parçası bunu koruyamazsak gençler uyuşturucuya ve teröre daha çabuk bulaşıyorlar. Artık aileleri televizyonlar eğitiyor toplum parçalanıyor. Bu konularda Aile Bakanlığı'nın da gerekli çalışmaları yaptığını düşünmüyorum" dedi. '6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesi Kanunu'na atıfta bulunan Arslan "Bu kanun ailenin korunması diye başlıyor. Ama bu kanunun içinde ailenin korunması yok. Bu konuda bizde kurum olarak ne yapılabilir bakacağız. Ya bir alt düzenleme çıkarılmalı ya da ailenin korunması ifadesi düzenlemeden çıkarılmalıdır" ifadesini kullandı. Aile içi sorunlar boşanmalar da bir terör! Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı Süleyman Arslan 6-7 Aralık’ta İstanbul’da 20’nin üzerinde ülkenin katılımıyla gerçekleşen “İnsan Hakları Zirvesi” nde konuştu. Süleyman Arslan insan haklarında ciddi bir samimiyetsizlik olduğunu konuyla ilgili 2 gün süreyle tüm detayları irdeleyeceklerini kaydetti. İnsan hakları noktasında tüm dünyanın gündemine gelen Kaşıkçı olayını bu alanda artık “sembolik bir olay” olarak niteleyen Arslan “Bu doğrudan devlet başkanlarının içinde olduğu bir olay. Bunda sadece Prens Selman yok. Onu koruyanlar var karşı çıkanlar var her devlet bu konuyla ilgili durumda. Kaşıkçı’nın gazeteci kimliği var basın hürriyeti var. Öbür taraftan yaşam hakkı var. İnsan hakları konusundaki en trajik olaylardan biri. Olayın zaman içinde aydınlanmasını umut ediyoruz” dedi. BİR YERDE ZULÜM VARSA O ÖRTÜLEMEZ Arslan bu konuya kayıtsız kalmamamız gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi: “Devlet başkanlarının tavırları halkların fikirlerine yansıyor. İnsan hakları bir medeniyet göstergesidir. İnsan haklarına saygılıysa onlar gelişmiştir. Saygı göstermiyor menfaatleri için bundan vazgeçiyorlarsa aslında kendi medeniyetlerinden değerlerinden insani değerlerinden vazgeçiyorlar demektir. Böyle bir olayda devlet başkanlarının herkesten daha hassas olması gerekir. Eğer siz benim şu kadar menfaatim var diye bilinen bir olayı örtbas ediyorsanız o zaman siz de bu olayın ortağı olursunuz. İsterseniz hiç içinde talimatınız olmasın. Bir yerde zulüm varsa o örtülemez razı olunamaz. Dolayısıyla bu konuda devletlerin hassas olması gerekiyor. Ben Cumhurbaşkanımızın duruşunu destekliyorum. Bu işin talimatını kim verdiğinin araştırılıp bulunması gerekiyor. Benim beklentim şu özellikle veliaht prens üzerinde ithamlar var. Özellikle onun bu olayın üzerine gitmesi ve sorumluları ortaya çıkarması gerekir. Bütün sorumlular da kendi ülkesindedir. Bunun için de Türkiye ile işbirliği yapması gerekir. Türkiye bunu bulamasa bile o çok rahat şekilde oradakileri alır ve o cesedin nerede olduğunu ne olduğunu öğrenir. Bunu yapabilecek en önemli kişi odur. Cesedin akıbetini ortaya çıkarma sorumluluğu da var. Onu açığa çıkarmazsa bu konuda soruşturmayı eksik yapıyor demektir. Herkesten fazla onun o cesede ne olduğunu merak etmesi tüm dünyayı aydınlatması gerekir. Konuyu izliyoruz.” “AİLE İÇİ SORUNLAR BOŞANMALAR DA BİR TERÖR” Süleyman Arslan insan haklarının temelinde aile içi sorunların bulunduğunu bu sorunu gidermeden bataklığı kurutmanın imkânsız olduğunu dile getirdi. Ailenin cemiyetin temeli olduğunu herkesin bu hakkın korunmasıyla yükümlülüğü bulunduğunu kaydeden Arslan şöyle devam etti: “Aile korunmadığı zaman bu sorunlar ortaya çıkıyor. Cezaevleri suç oranları artıyor. Boşanma oranları çok yüksek. Yıllık 500-600 bin evlilik 130 bin de boşanma var. Yüzde 20’leri aştı boşanma oranı. Bu 130 bin ailede huzursuzluk anlamına gelir. Eşler çocuklar onların anne babaları akrabaları ciddi huzursuzluk içinde. Bu aslında bir terör. Bunlar çok ciddi can yakıyor. Bunlar çocuk hakkı ihlali demektir çocuklar sevgisiz büyüyor demektir. Duygu boşluğu yaşıyor kontrolsüz kalıyor demektir. Türkiye’nin en büyük sorunu insan hakları eğitimidir. Eğitim ne yazık ki üniversiteyi kazanmaya yönelik. Aile korunamıyor. Aile toplumun atom parçası bunu koruyamazsak gençler uyuşturucu teröre bulaşıyorlar. Önceden bizim evler geniş aileydi. Bu konuda Aile Bakanlığının da gerekli çalışmaları yaptığını düşünmüyorum. Şimdi 6284 Sayılı Ailenin Korunması Kanu. Bu kanuna baktım. Bu kanun ailenin korunması diye başlıyor. Ama bu kanunun içinde ailenin korunması yok. Bu konuda bizde kurum olarak ne yapılabilir bakacağız.” Arslan yaşlılık yaşının 65’den 75 yaşa çıkarılması ile ilgili bir soruya ise “Yaşlılığın yaşla değil de sağlıklı yaşamla eşdeğer olduğunu düşünüyorum. Düzenleyeceğimiz zirvede de gündem konumuzu burada dile getirmek isterim ‘sağlıklı beslenme’; daha önce Cenevre’de de tartışılan bir konu oldu. Sağlıklı yaşlanmak konusu önemli ancak tabi devletler ekonomiyi öne sürerek bu sağlıklı beslenme sağlıklı yaşam konusunu arka planda tutuyorlar. Önemli olan sağlıklı yaşlanmak bu bir haktır. Ülkelerde en ciddi sorunlardan bir tanesi çocuk hakları sürekli gündemde ancak savaştan kaçamayan yaşlıları hiç gündeme getirmiyoruz. Yine dünyada en çok aile içi şiddet konularından biriside aile içi yaşlılara yönelik şiddet. Genelde kadına yönelik şiddetten bahsediyoruz ancak yaşlılara yönelik şiddeti göz ardı ediyoruz. Bu İnsan hakları görevidir ve bu sorumluluk sadece devletlerin değildir. İnsan haklarını koruyup geliştirmek devletlerin yanı sıra toplumun ve bireylerin görevidir. Bu eğitim de aile içinde başlar. Aile içinde insan hakları kuralları bireylere aşılanmadığı sürece ilerleyen yaşlarda önlerine yasal prosedürler sunulsa da etkili olmaz.” cevabını verdi. “ŞİDDET KÜLTÜRÜNÜN KADINI ERKEĞİ YOK” “Şiddet kültüründen uzaklaşmamız gerekiyor. Çözüm olarak sorunlara odaklanmadan iyi hedeflere yönlenmemiz gerekiyor. Bu nedenle nezaket yaraşır demek doğru. İnsani değerlere sahip olan insanların şiddet uygulaması mümkün değil. Bu kültür bize bulaştı ve nasıl uzaklaşmamız gerektiğine odaklanmak gerekiyor. Ciddi çalışmalar yapılarak çözüme ulaşmak ve bir bütün olarak şiddeti değerlendirmek gerekir. Özel ve tüzel kişilerin yaptığı ve kanun temellerine dayalı ayrımcılıkları değerlendiriyoruz. Sonrasında ya uzlaştırıyoruz uzlaşma gerçekleşmez ise kanun çerçevesinde ayrımcılığın türüne göre 15 bin TL ve üzeri para cezası uyguluyoruz.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Gündem Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • ibret
    ibret
  • hayat
    hayat
  1. Bebişler
  2. Yurdum İnsanı
  3. ibret
  4. hayat
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Aileyi koruyamazsak devletimiz de yıkılır
    Aileyi koruyamazsak devletimiz de yıkılır
  • aileyi yıkan 6284 kalkmalı
    aileyi yıkan 6284 kalkmalı
  • Kur'an'da Aile ve Önemi | Hikmet Çalışmaları
    Kur'an'da Aile ve Önemi | Hikmet Çalışmaları
  • muhacirleri ölüme göndermeyin
    muhacirleri ölüme göndermeyin
  • Muhacirlerin Sorunları
    Muhacirlerin Sorunları
  • Kuranı Düşünerek Anlayarak OKU
    Kuranı Düşünerek Anlayarak OKU
  1. Aileyi koruyamazsak devletimiz de yıkılır
  2. aileyi yıkan 6284 kalkmalı
  3. Kur'an'da Aile ve Önemi | Hikmet Çalışmaları
  4. muhacirleri ölüme göndermeyin
  5. Muhacirlerin Sorunları
  6. Kuranı Düşünerek Anlayarak OKU
VİDEO GALERİ
YUKARI